Suriye’de Kaçakçılık Şebekeleri ve Nüfuz Sömürüsü  Çeşitli Rapor ve Kaynaklara Göre

Birçok medya raporu, Suriye’den Türkiye’ye tarihi eser kaçakçılığıyla suçlanan şebekelerin varlığına, ayrıca kişisel çıkar elde etmek amacıyla ailevi ve siyasi nüfuzun kötüye kullanıldığı iddialarına işaret ediyor. Bu araştırmalar, yerel ve bölgesel aktörlerin hareketlerini mercek altına alırken, Baas rejiminin düşmesinin ardından oluşan siyasi ve güvenlik boşluğunda etkili oldukları öne sürülen rolleri ortaya koyuyor.

Şam’da Gizli Silahlı Bir Ağ

Kaynaklara göre, iddia edilen bu şebekede Ahmed el-Şer’înin kardeşi Cemal el Şer’î, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve “Avustralyalı Ebu Meryem” olarak bilinen İbrahim Sıkkariye yer alıyor. Söz konusu kaynaklar, bu şebekenin Şam’da gizlice faaliyet yürüttüğünü, bazı tarihi alanlardan ve Şam Ulusal Müzesi’nden eser kaçırarak Türkiye’ye sevk ettiğini iddia ediyor. Ayrıca, Usame Muhammed Hayr Atike adlı bir generalin, bu eserlerin taşınmasına yardımcı olduğu ve Palmira bölgesinde arkeolojik aramalarla görevlendirildiği öne sürülüyor.

Bilal Erdoğan Dosyaları

Bazı iddialar, özellikle 2018’de Türk gazeteci Turgut Oğlugil tarafından yayımlanan araştırmalara dayanıyor. Bu raporlarda, Bilal Erdoğan’ın uluslararası aktörlerle yaptığı şüpheli ticari anlaşmalardan, aralarında İsrail’le ilişkili anlaşmaların da bulunduğundan söz ediliyor. Ayrıca milyarlarca dolarlık ihalelerde yolsuzluk iddiaları, babasıyla birlikte milyonlarca doları saklama iddiaları ve İtalya’da kara para aklama suçlamaları da bu dosyalarda yer alıyor. Bu iddiaların çoğu, Rusya kaynaklı politik gerilim ortamında ve uluslararası medya tarafından dile getirilmiş durumda.

İbrahim Sıkkariye’nin İddiaya Konu Rolü

Lübnan vatandaşı olan İbrahim Sıkkariye, Baas rejiminin düşmesinden önce Heyet Tahrir el-Şam saflarında yer almıştı. Kaynaklara göre, IŞİD’in 2015 yılında Palmira’ya girdiği dönemde hem şiddet olayları hem de tarihi eser kaçakçılığıyla bağlantılı faaliyetlerde bulunduğu iddia ediliyor. Ayrıca yerel bir uzmanın öldürülmesi gibi olaylarla ilişkilendiriliyor. Bugün ise Şam’da iş dosyalarından sorumlu olduğu, Esad ailesine ait özel dosyalarla ilgilendiği ve söz konusu şebekenin iç iletişimini yönettiği ileri sürülüyor.

İddiaya Göre Şebekenin Hedefleri

Raporlarda, bu şebekenin Suriye’deki güvenlik ve siyasi boşluktan yararlanarak Türkiye lehine tarihi eserleri, mülkleri ve fabrikaları kaçırdığı, bunun da Türk ekonomisini güçlendirmeyi amaçladığı öne sürülüyor. Yeni Suriye devletinin ekonomik kazançlara odaklandığı, kültürel mirası ve yerel halkın ihtiyaçlarını göz ardı ettiği belirtiliyor.

Yönetim Yapısı ve Suriye Manzarası

Kaynaklara göre Heyet Tahrir el-Şam’ın idari yapısı, Beşar Esad’ın merkeziyetçi yönetim modeline benzer şekilde yürütülüyor. İç kadroların sadakati ve siyasi–kişisel çıkarlar ön planda tutulurken, halkın ihtiyaçlarının görmezden gelindiği iddia ediliyor. Söz konusu şebekenin de bu yapıdan yararlanarak güvenlik ve idari pozisyonları kullanarak kaçakçılık faaliyetlerini sürdürdüğü ifade ediliyor.

Tarihsel Arka Plan ve Analiz

Kültürel miras koruma uzmanları, çatışma bölgelerinin genellikle kaçakçılık için elverişli ortamlara dönüştüğünü belirtiyor. İddialara konu olan bu faaliyetlerin, Baas rejiminin çökmesinin ardından devlet kurumlarının zayıflamasıyla aynı döneme denk geldiği vurgulanıyor. Uzmanlar, hukuki soruşturmalar ve takibin önemini hatırlatırken, şu ana kadar bu iddiaları doğrulayan resmi bir yargı mercinin bulunmadığını, ancak yayımlanan bilgiler ışığında gölgede yürüyen önemli bir faaliyet alanına işaret edildiğini ifade ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu