Suriye’de Baas Rejiminin Çöküşü Sonrası

Suriye’de Baas rejiminin çökmesi, ülkenin farklı bölgelerinde kısa süreli bir sevinç dalgası yarattı. Ancak bu atmosfer uzun sürmedi. Heyet Tahrir el-Şam liderliğindeki Geçici Hükümetin hızla attığı siyasi, askeri ve güvenlik adımları, gözlemciler tarafından otoriter bir gidişatın işareti olarak değerlendirildi ve yeni çatışmalar ile bölünmelerin uzamasına zemin hazırladığı yorumları yapıldı.
Kontrolü Sağlamaya Yönelik İlk Adımlar
Rejimin çöküşünü izleyen ilk haftalardan itibaren Heyet Tahrir el-Şam, hem siyasi hem de askeri alandaki etkisini genişletme yoluna gitti. Bu süreçte, Suriye’deki farklı siyasi akımlar ve toplumsal kesimler büyük ölçüde devre dışı bırakıldı. Bu hamlelerin, oluşan yeni yönetim yapısını ve sahadaki dengeleri doğrudan etkilediği ifade ediliyor.
“Zafer Konferansı” ve Askeri Hegemonyanın Pekiştirilmesi
29 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen “Zafer Konferansı”, Heyet Tahrir el-Şam’a bağlı silahlı grupların ve Türkiye destekli unsurların katılımıyla gerçekleştirildi. Siyasi ve toplumsal diğer güçlerin sürece dahil edilmemesi dikkat çekti. Konferansın ardından, Geçici Hükümetin yetkilerini güçlendiren bir dizi karar alındı.
Ahmed eş-Şara geçiş sürecinin başında Suriye’nin lideri olarak atandı ve ona uluslararası temsili de kapsayan geniş yetkiler verildi. Eş-Şara, herhangi bir açık çerçeveye bağlı olmadan geçici bir yasama konseyi kurmakla yetkilendirildi. Güvenlik kurumları ve ordu lağvedildi, yerlerine yeni yapılar oluşturuldu ve 2012 Anayasası resmen yürürlükten kaldırıldı.
Analistler, bu kararların Eş-Şara’ya açık bir anayasal zemin olmadan yürütme, yasama ve yargı alanlarında neredeyse sınırsız bir güç sağladığını belirtiyor.
Tartışmalı Askeri Atamalar
Konferansın ardından savunma ve içişleri bakanlıkları ile genelkurmay ve birlik komutanlıklarında bir dizi kritik atama yapıldı. Bu pozisyonların, yeni yönetime bağlı silahlı grupların liderlerine verildiği bildirildi. Aralarında, ihlal ve savaş suçu iddialarıyla anılan Muhammed el-Casim “Ebu Amşa” ve Seyf Bolad “Ebu Bekir” gibi isimler de bulunuyor.
Buna ek olarak, El Kaide bağlantılı yabancı savaşçılara da etkili askeri görevler verilmesi, kapsayıcı bir ulusal ordu kurulup kurulamayacağına dair uluslararası soru işaretlerini artırdı.
Çoğulculuğu Zayıflatan Siyasi Kararlar
Siyasi alanda Ahmed eş-Şara, herhangi bir seçim yapılmaksızın Halk Meclisi üyelerini belirlemek üzere bir hazırlık komitesi oluşturulduğunu açıkladı. Bu adım, geniş Suriyeli kesimlerin savunduğu demokrasi ve yerinden yönetim taleplerinin aksine, merkezi ve başkanlık ağırlıklı bir yapının kurumsallaştığı yönünde yorumlandı.
Kurulan yeni hükümetin yüzde 98 oranında Heyet Tahrir el-Şam’a yakın isimlerden oluştuğu bildirildi. Yerel kaynaklar her devlet kurumunda, idari ve güvenlik alanlarında geniş yetkilere sahip bir “şeyhin” bulunduğunu aktarıyor.
Ayrıca Dışişleri Bakanlığına bağlı “Siyasi İşler Genel Sekreterliği”nin kurulması, vilayetlerde ofisler açarak siyasi ve toplumsal hayatı yönetmeye başlaması, gözlemciler tarafından Baas Partisi dönemindeki mekanizmaların yeniden üretimi olarak değerlendirildi.
Uzlaşıdan Yoksun Anayasal Bildiri
2012 Anayasası’nın yürürlükten kaldırılmasına ve Halk Meclisi’nin feshedilmesine rağmen, uzun süre alternatif bir anayasal metin sunulmadı. Bu durum, Mart 2025’te geniş bir toplumsal ve siyasi istişare yapılmaksızın yeni bir anayasal bildirinin ilan edilmesiyle son buldu.
Muhalif çevreler, bu bildirinin tek parti ve tek kimlik anlayışını yeniden tahkim ettiğini, başkanın yetkilerini güçlendirerek güçler ayrılığı ilkesini zayıflattığını savunuyor.
Şiddet Düzeyinde Belirgin Artış
Siyasi ve askeri gelişmelerle eş zamanlı olarak Suriye’nin farklı bölgelerinde şiddet olaylarında ciddi bir artış yaşandı. 8 Aralık 2024 ile Kasım 2025 sonu arasındaki dönemde, Geçici Hükümet ve yerel aktörlerin karıştığı şiddet olaylarında 10 bin 923 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Bu sayı içerisinde 438’i çocuk ve 620’si kadın olmak üzere 8 bin 180 sivil yer alıyor. Mart 2025’te hükümet güçleri ve ona bağlı grupların gerçekleştirdiği bir katliamda, çoğu Alevi mezhebine mensup yaklaşık 1.700 kişi öldürüldü. Temmuz 2025’te Süveyda vilayetine yönelik saldırılarda ise 638 kişinin yaşamını yitirdiği aktarıldı.
Humus’ta Beni Halid kabilesine mensup kişilerin Alevi mahallelerinde gerçekleştirdiği saldırılarda iki kişinin öldüğü, on kişinin yaralandığı da ilgili kurumlar tarafından duyuruldu.
Genel Değerlendirme
Mevcut veriler, Geçici Hükümetin Baas rejiminin çöküşünden itibaren kapsayıcı bir siyasi süreç yerine mutlak kontrolü tesis etmeyi hedefleyen siyasi, güvenlik ve askeri bir yol izlediğini gösteriyor. Bu yaklaşım, anayasal bir boşluğa, siyasi hayatın gerilemesine ve aynı zamanda ihlaller ile şiddet olaylarının artmasına yol açtı. Bu tablo, Suriye’nin istikrarlı ve kapsayıcı bir devlete geçiş sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.



