Sezar Yasası’nın Kaldırılması, Suriye Ekonomisinin Zorluklarını ve İç Krizleri Ortaya Koyuyor

ABD Kongresi’nin, 2019’dan bu yana Suriye’ye uygulanan Sezar Yasası’nın kaldırılmasına yönelik oylama yapmasına rağmen, gözlemciler bu adımın ülkenin yaşadığı ekonomik krizi zorunlu olarak çözüme kavuşturmayacağını düşünüyor. Uzmanlara göre çöküşün temel nedenleri, ekonomik, idari ve güvenlik politikalarına ilişkin iç faktörlere dayanıyor.

ABD Temsilciler Meclisi, birkaç gün önce 2026 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası kapsamında Sezar Yasası’nın kaldırılmasını oyladı. Ancak bu adımın yürürlüğe girmesi için Senato’nun onayı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın imzası gerekiyor.

Analistler, kararın nihai olarak kabul edilmesi halinde geçiş hükümetinin, ekonomik krizin temel nedeni olarak dış yaptırımlara dayanmadan iç işleri yönetme konusunda ciddi bir sınavla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Yapısal sorunların hâlâ varlığını koruduğuna dikkat çekiliyor.

Geçtiğimiz yıllarda eski rejim, ekonomik gerilemeyi ve kaynak yetersizliğini gerekçelendirmek için Sezar Yasası’nı kullanmıştı. Gözlemciler, siyasi değişimlere ve Beşar Esad rejiminin devrilmesine rağmen, benzer söylemin geçiş hükümeti tarafından da sürdürüldüğünü ifade ediyor.

Sezar Yasası’nın kaldırılması, ABD’nin Suriye’ye yönelik tüm yaptırımlarının sona ermesi anlamına gelmiyor. Yasa, dört yıl boyunca her 180 günde bir Suriye’deki durumu gözden geçirmeyi zorunlu kılan bir denetim mekanizmasıyla değiştirilmiş durumda. Ayrıca, DEAŞ’la mücadele, yabancı savaşçıların devlet görevlerinden uzaklaştırılması ve dini ile etnik bileşenlerin korunması gibi belirli şartlara uyulmaması halinde bireysel yaptırımların yeniden uygulanması ihtimali korunuyor.

Ekonomi uzmanlarına göre Suriye’deki ekonomik çöküşün temelinde; aşırı merkeziyetçi güvenlik yapısı, yaygın kurumsal yolsuzluk, nüfuz ağlarına bağlı tekeller, bağımsız bir yargının yokluğu ve yıllar süren çatışmalar sonucu altyapının tahrip edilmesi gibi iç dinamikler yatıyor.

Analistler ayrıca, Suriye lirasının değer kaybının; üretim karşılığı olmadan para basılması, kayıt dışı ekonominin genişlemesi, kaçakçılık faaliyetleri ve sermaye ile nitelikli insan gücünün göçü gibi iç mali politikalardan kaynaklandığını, bu faktörlerin etkisinin dış yaptırımlardan daha ağır bastığını vurguluyor.

Gözlemcilere göre süregelen siyasi ve güvenlik istikrarsızlığı, uzun vadeli yatırımların önünde engel oluşturuyor ve potansiyel yatırımcıların hukuki ve güvenlik ortamına ilişkin soru işaretleri nedeniyle, gayrimeşru faaliyetlere dayalı savaş ekonomisini güçlendiriyor.

Yaşam koşulları açısından ise uzmanlar, Sezar Yasası’nın kaldırılmasının vatandaşlar tarafından hemen hissedilir bir iyileşme yaratmayacağını öngörüyor. Ekonomik krizin yapısal nitelikte olduğu, kısa vadede yalnızca bazı malların bulunabilirliğinde sınırlı bir iyileşme olabileceği, ancak satın alma gücü ve temel hizmetlerde somut bir düzelme beklenmediği ifade ediliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu