Sahadaki gerilimin sürmesi, 10 Mart Anlaşmasını yeniden soru işaretlerinin odağına taşıyor

Saha ve siyaset alanında kesişen göstergeler, Suriye’deki geçici hükümetin, 10 Mart’ta Şam’da Geçici Hükümet Başkanı Ahmed el-Şaraa ile Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında imzalanan ve ülkede siyasi çözüm ile kapsamlı istikrar için çerçeve çizmeyi amaçlayan sekiz temel madde içeren 10 Mart Anlaşması’nın çoğu maddesini uygulamada kayda değer bir ilerleme kaydetmediğine işaret ediyor.
Takip eden kaynaklara göre, geçici hükümet son haftalarda ağırlıklı olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin devlet kurumlarına entegrasyonuyla ilgili maddeye odaklandı; ancak siyasi süreç, ateşkes, mültecilerin dönüşü ve toplumsal barışın güçlendirilmesine ilişkin diğer maddeler konusunda somut bir adım atılmadı. Kaynaklar, bu maddelerin bütüncül biçimde uygulanmamasının bazı bölgelerde güvenlik gerginliklerini yeniden tetiklediğini belirtiyor.
Bu durum, 10 Mart Anlaşması’nın uluslararası siyasi görüşmelerde ön plana çıkmasına rağmen yaşanıyor. Bunlar arasında, ABD Başkanı Donald Trump ile Geçici Hükümet Başkanı arasında 10 Ekim’de gerçekleşen görüşme ile ABD, Türkiye ve geçici hükümet dışişleri bakanlarının katıldığı üçlü toplantı da bulunuyor. ABD tarafı, anlaşmanın Suriye’nin istikrarı için temel bir adım olarak tüm maddelerine tam uyum gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Anlaşmanın öne çıkan maddeleri arasında tüm Suriyelilerin siyasi katılımının güvence altına alınması, Kürt toplumunun asli bir unsur olarak tanınması, kapsamlı ateşkes, Kuzey ve Doğu Suriye’deki sivil ve askerî kurumların devlet yapısına entegrasyonu, yerinden edilenlerin dönüşünün sağlanması, terörle mücadele ve nefret söyleminin reddi yer alıyor.
Saha düzeyinde ise yerel raporlar, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde, ayrıca Halep’teki Şêx Maqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde son on gün içinde 16’dan fazla saldırı ve hedef alma olayının yaşandığını bildiriyor. Bunların bir kısmının geçici hükümete bağlı güçlere, diğer kısmının ise Rakka, Deyr ez-Zor ve Tabka’daki IŞİD hücrelerine atfedildiği belirtiliyor. Bu gelişmeler, anlaşmada yer alan ateşkes maddesine pratikte uyulmadığına işaret ediyor.
Suriye Demokratik Güçleri, saldırılara karşı koyduklarını ve “istikrarı koruma yönünde çalışmalarını sürdürdüklerini” belirtiyor. Geçici hükümet ise ateşkes ihlali iddialarına doğrudan bir cevap vermiş değil.
Öte yandan, özerk yönetim bölgelerinde yer alan barınma merkezlerinde bulunan binlerce yerinden edilmiş kişi, anlaşmanın beşinci maddesinde yer alan güvenli dönüşün sağlanmasına yönelik adımların hâlâ atılmamış olması nedeniyle evlerine geri dönmeyi bekliyor.
Geçici hükümete bağlı resmi ve yan medya organlarından yayılan içerikler ise, ayrılık çağrılarını ve nefret söylemini reddetmeyi ve toplumsal uyumu güçlendirmeyi öngören anlaşmanın yedinci maddesiyle çelişen siyasi bir dilin sürdüğüne işaret ediyor.
Buna karşılık, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim kurumları, anlaşmanın “tüm maddeleriyle birlikte uygulanması” yönündeki çabalarını sürdürdüklerini, bunun Suriye’nin birliği ve istikrarı için kapsamlı bir siyasi çözümün temel giriş noktası olduğunu ifade ediyor.
Önümüzdeki haftaların, anlaşmanın akıbetine yönelik uluslararası takibin artmasına sahne olacağı öngörülüyor. Zira şu ana kadar uygulama mekanizmaları ve daha fazla gerginliği önlemek için gerekli güvence adımları konusunda net göstergeler bulunmuyor.



