Fırat’ın Kuzeyi ve Doğusu: Sınır Düzenlemeleri ile Nüfuz Stratejileri Arasında

Şêx Meqsûd ve diğer Halep mahallelerindeki çatışmalar klasik anlamda bir savaş değil ve Demokratik Suriye Güçleri (SDG) için gerçek bir kayıp da sayılmaz. Bunu sınır düzenlemesi olarak tanımlamak daha doğru olur. Geçici Hükümet paralı askerlerini destekleyen medya organlarının kutladığı “zafer” söylemleri ile, hafif silahlara karşı 40 binden fazla ağır silah, tank ve SİHA destekli silahlı unsurla sınırlı direniş veren güçlerin gerçekliği arasında geçen dört günlük çatışma ateşkes ve savaşçıların Fırat’ın doğusuna çekilmesiyle son buldu.
Nisan 2025’te SDG, Halep’teki Şêx Meqsûd, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinden çekildi. Mahalle gençlerinden oluşan yerel Asayiş güçleri, Türk desteği ve Yüksek Komiser Tom Brak’ın takibiyle anlaşmayı ihlal eden Şer’i Otoriteye rağmen güvenliği devraldı.
SDG defalarca Halep mahallelerinde askeri varlığının bulunmadığını vurguladı. Şêx Meqsûd’daki çatışmalar bu taahhüdü yeniden gösterdi. Yaralılar ve savaşçıların yanı sıra şehitlerin cenazeleri de Fırat’ın doğusuna taşındı. Hedef alınan bölgelerin SDG kontrolündeki alanlara sadece 60 km, yani bir saatten kısa mesafede olması, komutanlığın bunun SDG’yi çatışmaya çekmek için hazırlanmış bir tuzak olduğunu görmesini sağladı.
Bu gelişmeler Suriye’deki güç dağılımını açıkça ortaya koyuyor:
Fırat’ın doğu ve kuzeyindeki bölge, DAİŞ’in yenilgisinden bu yana fiili özerk statüsünü koruyor. Halep’te yaşanan çatışmalar bu durumu değiştirmek bir yana, QSD’nin manevra kabiliyetini artırdı ve daha sağlam bir stratejik derinlik kazandırdı. Bu nedenle mahallelerin tahliyesi kayıp değil; Fırat boyunca birleşik bir cepheyi güvence altına alma fırsatı oldu. Yığılmalar özellikle Tişrîn Barajı, Fırat Gölü batısı ve Deyr Hâfer hattına kaydı.
SDG ayrıca istikrar üretme kapasitesine sahip aktör rolünü pekiştirdi. Halep’te Kürtlerin zorla göç ettirilmesiyle ortaya çıkan toplumsal gerilime rağmen, yerel halkın güvenini koruyarak çok kültürlü bir yönetim modeli sundu ve radikalleşme ile şiddetin yayılmasını sınırladığını gösterdi.
Uluslararası Hareketlilik ve Suriye’nin Olası Bölünmesi
Suriye’deki tablo hâlen uluslararası anlaşmalar ve karar alıcı ülkelerin hamleleriyle belirleniyor. Geçici Hükümet’in Paris’te İsrailli yetkililerle devam eden görüşmeleri, Güney Suriye’deki topraklardan fiilen vazgeçildiği yönündeki anlaşmalar ve Golan konusunda 1967 sınırlarından 1974 çizgisine geçiş söylemi bunun göstergesi.
Gözlemciler, Fırat’ın doğusunda fiili bir yarı-bağımsız devletin şekilleneceğini öngörüyor. Çatışmaların ise ağırlıklı olarak nehrin batısında sürdürüleceği ve Rojava’nın sınırlarının bu bölgelerde belirleneceği ifade ediliyor. Buna göre Şêx Meqsûd çatışması SDG ’nin kaybı değil, cephe hatlarının yeniden çizilmesinin bir parçası. Güçlerin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, nüfuz alanlarının konsolidasyonu anlamına geliyor ve özerk yönetim Fırat’ın kuzey ve doğusundaki bölgelerde varlığını sürdürüyor.
Bu hatta Deyr Hâfer kritik noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye destekli Geçici Hükümet milisleri bölgeye sevkiyat yapmayı sürdürüyor. Bu durum Deyr Hâfer ve Meskene’nin de dahil olacağı geniş çaplı bir askeri operasyon riskini artırıyor.



