Suriye’de Bilişsel Çelişki ve Toplumsal Farkındalıktaki Tutarsızlıklar

Suriye sahası son aylarda, toplumun uzun savaşlar ve bölünmeler nedeniyle yaşadığı karmaşık psikolojik–toplumsal durumu yansıtan çelişkili bir söylemin yükseldiğine tanıklık ediyor. Sosyologlara göre Suriyelilerin geniş bir kesimi, çoğu zaman açıklamaya veya daha mantıklı olanı seçmeye çalışmaksızın, aynı anda birbiriyle çelişen fikir ve sloganları benimsiyor.

Bu çelişkinin en belirgin örneği Dürzi topluluğuna yönelik bakışta görülüyor. Bazı söylemler onları “işbirlikçi” olmakla suçlarken, mevcut otorite İsrail ile dolaylı iletişim kanallarını korumaya özen gösteriyor. Bununla eş zamanlı olarak başka bir görüş, Suriyelilerin yeni çatışmalara sürüklenmemesi için önceki “direniş” çizgisinin terk edilip İsrail ile normal ilişkilerin kurulmasını savunuyor. Aralarında açık bir çelişki olmasına rağmen toplumun bir kısmı bu iki düşünceyi birlikte benimsiyor.

Psikoloji uzmanları bu tutumu bilişsel çelişki (cognitive dissonance) olarak adlandırıyor. Bu, kişinin aynı anda iki zıt fikre sahip olması veya inançlarıyla çelişen bir davranış sergilemesi sonucu oluşan içsel huzursuzluk hâlidir. Bilimsel açıklamaya göre zihin bu gerilimi azaltmak için davranışı mazur gösterme, çelişkiyi görmezden gelme ya da inançlardan birini değiştirme eğilimine girer. Böylece mantıkî değil ama psikolojik bir rahatlama elde edilir.

Bu sorun Kürt bileşenine, Suriye Demokratik Güçleri’ne, Alevi topluluğuna ve genel olarak azınlıklara yönelik tutumlarda da görülüyor. Araştırmacılar bu durumun uzun tarihsel bir birikimin sonucu olduğunu belirtiyor; zira 1946’dan önce Suriye, birleşik bir kimlikten ziyade Cebel el-Dürzî, Kürt Dağları, Alevi Dağları gibi farklı kimliklere sahip bölgelere ayrılmış bir yapıdaydı.

Modern devletin kuruluşu ve daha sonra Baas Partisi’nin iktidara gelişiyle birlikte, güvenlik ve askerî merkezlilik üzerine kurulu tek-tipçi bir ideolojik söylem dayatıldı. Altı on yıl boyunca süren bu süreç, çeşitliliğe karşı kabulü zayıflattı ve farklı seslerin dışlanmasına yol açtı. Analistlere göre bu durum, kapalı ideolojilerin sunduğu “güvenlik” hissine yönelen, eleştirel düşünceyi geri plana iten bir kolektif bilinç oluşturdu.

Son yıllarda geleneksel devlet kurumlarının çökmesine, Baas Partisi’nin feshedilmesine ve rejim liderinin kaçmasına rağmen, siyasi ve toplumsal ortamı şekillendiren birçok düşünce güçlü biçimde varlığını korudu. Hatta uzmanların değerlendirmesine göre bu fikirlerin bir kısmı daha dinî ve mezhepsel bir sertlik kazanmış durumda.

Saha raporları, bu atmosferin ihlallerin ve bölünmelerin gerekçelendirilmesine zemin hazırladığını gösteriyor. Oysa savaşın getirdiği ölüm, göç, tutuklama ve yağma gibi travmatik deneyimler tüm Suriyeliler arasında benzerdir. Aynı çelişki, Aralık 2024’ten bu yana gerçekleşen İsrail saldırılarına yönelik halk tepkisinde de görülüyor; saldırılar ordunun kalan cephaneliğini hedef almasına rağmen geniş çaplı bir kınama ya da tepki oluşmadı.

Analistlere göre bu karmaşık durum, Suriye’deki psikolojik ve toplumsal krizin derinliğini yansıtıyor. Bilişsel çelişki, toplumun belirsizliklerle dolu ve karmaşık bir gerçeklikle başa çıkmak için geliştirdiği uyum mekanizmalarından biri hâline gelmiş durumda.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu