Kuzey ve Doğu Suriye’de Hristiyanlar Tarihi Varlıkları ve Fedakarlıklarıyla Dikkat Çekiyor

Kuzey ve Doğu Suriye’de Süryani-Aşuri topluluğu, diğer Hristiyan topluluklarıyla birlikte bölgenin sosyal yapısının temel unsurlarından birini oluşturuyor. Bu topluluklar, bölgede yaşanan çatışmalara rağmen kültürel ve dini miraslarını korumayı başardı.
Hristiyanlar, öncelikle Heseke, Rakka ve Deyr ez-Zor illerinde yoğunlaşmakta, ayrıca Kamışlı, Dêrik (Malikiye), Tirbespiyê (Kahtaniye) ve Karki Leki (Meabde) gibi önemli şehirlerde de yaşamaktadır. Bölgede Araplar, Kürtler, Süryaniler, Aşuriler, Ermeniler ve Türkmenler de bulunmakta ve bu durum sosyal ve kültürel çeşitliliği artırmaktadır.
Şubat 2015’te Heseke’nin Khabur Nehri kıyısındaki Aşuri köyleri, DAEŞ’in gerçekleştirdiği saldırıya maruz kaldı. Saldırıda 220 ila 285 sivil, aralarında kadın ve çocuklar olmak üzere kaçırıldı; mülkler ve kiliseler tahrip edildi. Bu olay, geniş çaplı göç ve demografik kayıplara yol açtı.
Güvenlik tehditlerine karşı yerel savunma güçleri kuruldu. Bunların başında Ocak 2013’te kurulan Süryani Askeri Konseyi (MFS), Sutoro güçleri ve Khabur Muhafızları yer aldı. Bu güçler daha sonra Suriye Demokratik Güçleri ve iç güvenlik güçleriyle entegre olarak, Hristiyan toplulukların yaşadığı bölgelerin korunmasına ve bazı nüfusun geri dönmesine katkıda bulundu.
Süryani Birlik Partisi ve Asur Demokratik Örgütü gibi Hristiyan siyasi yapılar, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nde aktif rol alıyor. Yönetim, çokluluk ilkesini benimseyerek Süryanice ve Ermenice dillerini eğitim programlarına dahil etti. Bu topluluklar, ortak yaşam kültürünün önemini vurguluyor ve Tel Tamr kasabasının bölgedeki sosyal çeşitliliğe örnek teşkil ettiğini belirtiyor.
Metropolit Moris Amsih, Süryani Ortodoks Cizire ve Fırat Piskoposu, şunları söyledi:
“Bu şehir ve bölge, tarih boyunca yaşadığımız ortak yaşamla kıymetlidir. Süryaniler, Ermeniler, Aşuriler, Keldaniler, Kürtler, Araplar ve Yezidiler; adeta her rengin bulunduğu bir çiçek buketi gibi tüm topluluklarımıza değer veriyoruz. Acı ve sevinçlerimizde birbirimizi tamamlıyoruz. Bugün özgürlük, sevgi ve barış güneşi tüm topluluklar için doğmuştur. Hep birlikte Suriye’nin geleceğini inşa ediyoruz. Biz bir aile gibi yaşıyoruz; sevinçlerimiz ve acılarımızı paylaşıyoruz. Allah’tan güvenlik, huzur ve bereket diliyoruz. Kuzeydoğu Suriye, Cezire ve Suriye için korku yok. Yaşadığımız zorluklara rağmen bu topraklar, şehitlerimizin kanıyla sulanmıştır. Şehitlerimizin kanı olmasaydı burada hayat olmazdı. Onlara rahmet diliyoruz.”
Abjar Nohomo, Süryani Askeri Konseyi Genel Komutanlığı üyesi şunları ekledi:
“Süryani Askeri Konseyi, Ocak 2013’te bazı Süryani-Aşuri gençler tarafından kuruldu. Bölgedeki olaylar, Suriye devriminin başlaması ve ardından ortaya çıkan kaos ile silahlı terörist grupların kaçırma ve korkutma faaliyetleri, eski rejimin halkı yalnız bırakması, gençleri harekete geçirdi. Bu gençler halklarını, kiliselerini, mahallelerini ve evlerini korumak için silaha sarıldı. Bu tehditler tüm halkı kapsıyordu; tehlike tüm Kuzey ve Doğu Suriye’deki bölge halkı için mevcuttu.”
Wael Mirtha, Asur Demokratik Partisi Yönetim Kurulu Üyesi:
“Aşuriler doğal olarak barışçıldır; tüm topluluklarla huzur içinde yaşarlar. Bu nedenle Khabur köylerinde Kürtler ve Araplarla barış içinde yaşadılar. Rejim, ayrımcılık ve haklarını tanımama politikası izlese de, Aşuriler ortak yaşam kültürünü sürdürdüler. Khabur Aşuri köyleri 36 köyden oluşuyor ve Tel Tamr’a bağlı köyler en büyükleri. Tel Tamr, bölgedeki toplulukların kardeşliğinin başkenti olarak görülür.”
Hüro Serbiyon Sarkis Samuel, İç Güvenlik Güçleri (Sutoro) yöneticisi:
“Özerk Demokratik Yönetim’in kuruluşu, tüm toplulukların ve grupların katılımını ifade ediyor. Tüm topluluklar, siyasi, askeri ve güvenlik düzeylerinde müzakere ediyor ve her topluluk kendini ve diğerlerini koruma görevini üstleniyor.”
Nabil Warda, Khabur Aşuri Muhafızları Komutanı:
“Biz Aşuriler, Süryanice, Kürtçe ve Arapça konuşuyoruz; bu, toplulukların kaynaşmasının bir sonucudur. Son on yılda DAEŞ savaşının zorluklarını hatırlıyoruz. 23 Şubat 2015, Aşuri topluluğu için çok zor bir gündü; birçok yoldaşımız şehit oldu. Bu dönem, halkımızın yaşadığı en zor anlardan biriydi.”



